Romanda, İstanbul köklü bir ailenin kızı olan çocuk ruhlu Feride'nin çok sevdiği nişanlısı tarafından ihanete uğramasıyla kendini öğretmenlik mesleğine adaması ve hayatını kazanabilmek için Anadolu'da şehir şehir dolaşması anlatılır.
Çalıkuşu Feride'nin arzusunu akla, mantığa, sağduyuya, elverişliliğe kurban etmez. Onun yerine roman Feride'nin “mutlaka istediği şeyi” etrafındakiler ne derse desin elde etmesiyle biter. Nitekim romanın sonunda Kamran'ı kendisine çekip öpen de Feride olur.
Konusu. Aşkına rağmen gururu için evinden ayrılıp Anadolu'da öğretmenlik yapan genç bir kadının yaşamını anlatan dizide ayrıca dönemin toplumsal koşulları değerlendiriliyor. Küçük yaşlarda anne ve babasını yitirdikten sonra teyzesinin yanında kalan Feride, yatılı olarak bir Fransız okuluna verilir.
Sonuçta Feride bulunamaz. Reşat Nuri Güntekin Bursa'ya ilk kez 1913 yılında, 24 yaşındayken geldi. Bursa Sultanisi'nde (Bursa Erkek Lisesi) orta kısım Fransızca öğretmeni olarak 1 yıl 28 gün çalıştı (Kanter, 2006, s. 19).
Çalıkuşu kitabının konusu kitabın ana karakteri olan Feride, yabancı bir şehire ve yabancı bir otele gider. Otelde ise kendi genç kızlık dönemlerini anlatır. Çalıkuşu kitabının ana fikri eğer ortada gerçek bir aşk söz konusu ise araya kimler girerse girsin bu aşka kimse engel olamaz. Çalıkuşu Kitabını Kim Yazmıştır?
Feride (Fahriye Evcen): 20 yaşında, deli dolu bir genç kız. Okulda “Çalıkuşu” lakabını alıyor. Teyzesinin (Besime) oğlu Kâmran'a âşık fakat duygularını kendinden bile saklıyor.
Çalıkuşu'nda final akşamı!
Neriman'ın karnındaki bebeğin Kamran'dan olmadığını herkes öğrenir. Aşk kaldığı yerden devam etmeye başlamıştır. Konaktakiler bu mutlu haberin sevincini yaşarken Azelya'nın canı çok sıkılır. Acısı ve öfkesi bitmeyen Neriman, ona uyguladığı tedavi gerekçesiyle Kamran'ı şikayet eder.
Feride ve Selim evlendi - Çalıkuşu - Haber.
Feride, henüz öğrenciyken kendisine zıt karakterdeki, “kız gibi narin” bulup alay ettiği teyze oğlu Kamran'a aşık olur.
(Simavi, 1937, sayı 251.) Romanın ilk tefrikası Vakit gazetesinde 1 Ağustos 1921'de başlar, 1 Aralık 1921 tarihinde son bulur. İstanbul Kızı tamamıyla autobiographie şeklinde yazılmıştır. Perihan başından geçen vakaları kendi kalemiyle anlatır.