“Allah, zamandan münezzehtir.” ifadesinin asıl maksadı şöyledir: Allah'ın varlığı belli bir mekâna bağlı olmadığı gibi, bir zamana da bağlı değildir. Allah varken ne zaman ne de mekân vardı. Bu sebeple Allah'a bir cihet / yön tayin etmek doğru olmadığı gibi, bir zaman tahsis etmek de mümkün değildir.
Allah'ın zaman ve mekândan münezzeh oluşu, O'nun varlığının hiçbir şekilde zaman ve mekânla sınırlandırılmaması demektir. Zira zaman ve mekân mahlûk yani “yaratılmıştır”. Allah ise yaratıcıdır. Dolayısıyla O, yaratılmışlara has özelliklerden münezzeh yani uzaktır.
Allah buyurdu ki: Rabbin katında bir gün sizin saydıklarınızdan bin yıl gibidir.
42, 43. De ki: “Dedikleri gibi eğer Allah ile beraber başka ilahlar olsaydı, o zaman bütün kâinatın (Arşın) sahibi ve idarecisi olan Allah'ın yanına çıkmak için bir yol arayacaklardı. O, onların dediklerinden çok yüce ve çok münezzehtir!”
Allah'ın zaman ve mekândan münezzeh oluşu, O'nun hiçbir şekilde zaman ve mekânla ilişkilendirilmemesi demektir. Zira zaman ve mekân mahlûk yani “yaratılmıştır. Allah ise yaratıcıdır. Dolayısıyla O yaratılmışlara has özelliklerden münezzeh yani uzaktır.
Ahiretteki gün ile alakalı olarak şu bilgileri değerlendirebiliriz: Hac suresinin 47. ayetinde ve Secde suresinin 5. ayetinde ahiretteki günün dünyadaki BİN SENE KADAR olacağı bildirilirken Mearic suresinin 4. ayetinde ise o zamanki günün ELLİ BİN SENE olacağı bildiriliyor.
Kur'ân-ı Kerîm'de Zaman.
Gece ve gündüzden birinin ya da diğerinin kıyamete kadar devamlı kılınması mümkün iken Allah'ın bunları peş peşe getirmesini O'nun eşsiz kudretine delil olarak gösteren âyetlerde “süreklilik” anlamında iki yerde “sermed” kelimesi kullanılır (el-Kasas 28/71-72).
Birinci âyette, Allah katında bir gün, size göre bin yıl gibidir deniyor. İkinci âyette de, birinci âyetteki gibi bildiriliyor. Üçüncü âyet, tamamen farklı bir konudan bahsediyor. Cebrail, oraya 50 bin yıllık yolu bir günde alır deniyor.
Melekler ve Ruh (vahiy meleği Cibril) miktarı elli bin yıl kadar olan bir günde, O'nun huzuruna çıkarlar. Melekler de, ruh da oraya bir günde yükselirler. Gerçekte oranın uzaklığı elli bin yıldır. Melekler, hususan ruh ona [¹¹] müddeti elli bin yıl olan bir günde çıkarlar.
“Büyük bir günde, âlemlerin Rabbi olan (Allah'ın hükmü) için insanların (kabirlerinden) kalkacağı günde”[1] âyetinin tefsirinde, Katâde, üç yüz yıl bekleyecektir, dedi.