Cenab-ı Allah'ın “kudret” sıfatı ise çelişkilere taalluk etmemektedir. Çünkü onlar zatı gereği muhaldir, imkansızdır. Yaratılabilecek şeyler olmayıp, zihnin ürettiği (hatta üretemediği), dış dünyada varlığı olamayacak düşünce ve vehimlerden ibarettir.
doğru soru; “tanrı kaldıramayacağı ağırlıkta taşı yaratır mı? olacaktır. cevap da; “hayır, yaratmaz.” olacaktır. -ebilmek, -abilmek (örn:yapabilmek) gibi yeterlilik belirten eklerle sorulan soru en başından yanlıştır, yanlış bir soruya doğru cevap beklemek ise daha da yanlıştır.
- Allah'ın bütün sıfatları sonsuzdur.
Mesela; yaratmak söz konusu olduğunda, merkezdeki isim, HÂLIK ismidir. Fakat HÂLIK ismi, aynı zamanda HAKÎM isminin hikmetini de gözettiği için, hikmetsiz şeyleri yaratmaz, o konuda kendi kendini sınırlandırmış olur.
Taş Paradoksu argümanın ön kabulü olan “Tanrı'nın mutlak kudretli olamayacağı” görüşünün doğru olup olmadığı, böyle bir ön kabulün argümanı nasıl etkilediği ve sonucu daha ilk öncülden belirleyip belirlemediği izah edilmiştir.
Tanrının vasıfları, dinden bine değişiyor. Her şeye gücü yeten, sonsuz yeterlilikte bir tanrı kabulü, elbette kendi varlığını sorgulayacak bir bir varlık yaratmasını da içerir. Ama daha ötesi, kendisinin bir benzerini hatta kendisinden de güçlü bir varlık yaratmayı da içerebilir.
Her şey kavramında "kendini yok etmek" de mevcuttur, "kendinin kopyasını yaratmak" da mevcuttur. Ama evet, bunu yapamaz çünkü tanımına aykırı. Bu durumda da Tanrı, "her şeye gücü yeten" olmuyor. Kendini yok etse ezeli ve ebedi tanımına uyamaz ve Allah olmaz.
Zira, Allah hiçbir şeye benzemez. mealindeki ayette bu husus açıkça ifade edilmiştir. - Evet, Allah her şeyi renkleriyle bütün keyfiyetleriyle görür, fakat bizim gibi alet edevata ihtiyacı yoktur. Onun başka sıfatları gibi görme ve işitme sıfatlarını da mahiyetleri itibariyle bilecek durumda değiliz.
– Bir hadis-i kudside Allah şöyle diyor: “Ben gizli bir hazineydim. Bilinmek, tanınmak istedim, bundan dolayı da Beni tanımaları, gizli güzellik ve mükemmelliğimi bilmeleri için varlıkları yarattım.” Demek ki yaratılışın asıl gayesi, Allah'ın kendini bize tanıtması ve bildirmesidir.
Kur'an-ı Kerim'de insanın yaratılışıyla ilgili ayetlere baktığımızda; “O, insanı ateşte pişirilmiş toprak kaplar gibi kurutulmuş çamurdan yarattı”(Rahman/14). “Andolsun, biz insanı kuru bir çamurdan, şekillendirilmiş bir balçıktan yarattık” (Hicr/26).
Epikürcü Paradoks, aynı zamanda “Tanrı Paradoksu” veya “Kötülük Problemi” olarak da bilinir; dünyadaki kötülük ve ıstırabın varlığına ilişkin olarak tanrıların veya tek bir Tanrı'nın doğasını sorgulayan mantıksal bir argümandır.