Allah (cc) şöyle buyurmuştur: “Ben kulumun bana olan zannı üzereyim. O beni zikrettiği (andığı, hatırladığı) zaman onunla beraberim. O beni kendi nefsinde (kendi kendine) zikrederse, ben onu kendi nefsimde zikrederim.
1. Hadise göre, Allah, kulun Allah hakkındaki zannına göredir. Yani Allah, kul ne şekilde tasavvurda bulunursa onu yapabilecek güçtedir. İbnu Hacer, bu ifadede kulu, Allah hakkında hüsnü zanda yani ümid içinde olmaya teşvik bulur.
Beni nasıl tanırsa öyle muâmele ederim.” (Buhari, Tevhid, 15, 35; Müslim) Farkında olsak da olmasak da Allah'a karşı olan zanlarımıza göre niyetlerimiz şekilleniyor. İyiye, güzele ve olumluya olan bakışımız gayretimiz O'na olan güven ve teslimiyetimizle alakalı.
Hadiste Allah'ın kulunun zannı üzere olduğu belirtilirken, Necm suresi 28. ayette, zannın hakikat namına hiç bir şey ifade etmediği belirtiliyor.
Bir kutsi hadiste şöyle buyurulur: "Ben, kulumun benim hakkımdaki zannı ne ise öyleyim. Beni andığında onunla beraberim. O beni kendi başına anarsa, ben de onu kendi başıma anarım. O beni bir topluluk içinde anarsa, ben de onu o topluluktan daha hayırlı bir topluluk içinde anarım.
Kulun Rabbine en yakın olduğu an, secde anıdır. Bundan dolayı secde namazın en zirve noktası kabul edilir ve secde yalnızca Allah için yapılır. Rasul-i Ekrem, Allah'tan başkasına kesinlikle secde edilemeyeceğini belirtmiştir.
Peygamber'e nispeti zannî olduğu için, içerdiği bilgi de zannîdir. Zannî bilgi, kesinlik ifade etmeyen bilgi demektir. Bununla beraber dinî konularda, özellikle amelî meselelerde şartlarını haiz zannî bilgiyle amel edilebileceği hususunda bilginlerin ittifakı vardır.
Bir hadis-i kudsîde Cenâb-ı Hak buyurmuş: اَناَ عِنْدَ ظَنِّ عَبْدِى بِى 1 Yani, “Kulum Beni nasıl tanırsa, onunla öyle muamele ederim.” İşte bu bedbaht adam, sûizan ve akılsızlığıyla, gördüğünü adi ve ayn-ı hakikat telâkki etti ve öyle de muamele gördü ve görüyor ve görecek.
Hadiste dikkat çekilen mühim bir husus da, "Ben kulumun zannı üzereyim. Beni nasıl tanırsa öyle muâmele ederim." hadîs-i kudsîsinde belirtilen gerçektir. Bu hadîs-i kudsîye göre, biz Rabbimizin rahmetini ümit edersek öyle muâmele görürüz. Ayrıca Rabbimize sûizan etmemeliyiz.
Kur'ân-ı Kerîm'de yirmi kadar âyette zan, elliye yakın yerde türevleri geçmektedir. Bu âyetlerin çoğunda zan “vehim, kuruntu”, bazılarında “bilgi, yakīnen bilme, inanma”, bazılarında ise “kesin olmayan kanaat, kuşku, tahmin, beklenti” mânalarını içerir (M. F. Abdülbâkī, el-Muʿcem, “ẓnn” md.).
SON YAZILAR
76Y nereye gidiyor
En küçük tam sayı
Bostancıdan Beşiktaş'a vapur var mı
Er rezzak duası
Avşa adası içinde ulaşım
En zayıf insan
Deniz memelileri isimleri
Esselamu aleyke eyyuhennebiyyu verahmetullahi ve berekatühü
En yüksek çözünürlüklü kameralı cep telefonu
27 ağustos doğumlu ünlüler
Cph4 gerçekte var mıdır
Akrep Kadını Yalan Söyler Mi
Devremülk satışında DASK zorunlu mu
Ankara havaalanında döviz bürosu var mı
Can eriği sağlıklı mı
Akıllı kemoterapi ilacı saç döker mi
Deniz şortu yıkanır mı
Etin tuzunu ne alir
Ayağın üstünde kemik çıkması
Ev türleri
Aldirin ilaç
Bıldırcın eti lezzetli mi
42HM nereye gidiyor
25 haziran onur yürüyüşü
24 tv genel yayın yönetmeni
Demdeme türü
Ayet Hala akıllanmayacak mısınız
Didim Bodrum arası feribot var mı
Falda kapı görmek
Bogazda nodüller tehlikelimi
Devrim özkan yaş
Dünya Hakkında Bilgi
Ağzının payını vermek
Çamaşır makinesi kireç tutmaması için ne yapmak lazım
Er işareti
Alkolün vücuda etkileri
Bitlis nüfusu merkez
Aşk filmlerinin unutulmaz yönetmeni konusu
Ağzımın içi tuzlu gibi
Aşırı tatlı tüketimi