Bu eserleri sa- dece ismen zikrederek geçelim: Fakrname, Vasf-ı hal, Hikaye ve Kimya risalesi, Sema risalesi ve bizim tebliğimizin mevzuunu te§- kil eden Tasavvuf risalesi. Bu eserlerden sadece son ikisi mensur _ olup diğerleri mesnevi tarzında yazılmışlardır.
Âşık Paşa'nın mesnevi nazım biçimiyle kaleme aldığı tasavvufî eseri. Bu eser; Garîb-nâme, Dîvân-ı Âşık Paşa, Ma'ârif-nâme, Muhammediye ve Genc-nâme adlarıyla anılmaktadır.
14. yüzyılda; Eski Anadolu Türkçesi döneminde, Âşık Paşa tarafından kaleme alınmış olan Garip-nâme adlı eser de söz varlığı bakımından zengin olduğu düşünülerek çalışmaya konu olarak seçilmiş ve eserdeki ikilemeler saptanmaya çalışılmıştır.
Asıl adı Hüseyin Hüsâmeddîn'e göre Alâaddîn Alî (1330: 2/456), diğer kaynaklara göre Alî'dir. Mahlası olan Âşık, zamanla adı gibi kullanılmaya başlandığından Âşık Paşa namıyla tanınmıştır. Hüseyin Hüsâmeddîn “Şeyh Paşa” ve “Âşık Baba” olarak da anıldığını belirtmiştir (1330: 471).
Ahmed Paşa, kasidelerini genellikle padişah ve şehzadeler ile tasavvuf büyükleri adına kaleme almıştır: 12 kaside Fâtih Sultan Mehmed, 11 kaside Sultan Bâyezîd, 2 kaside Cem Sultan, 2 kaside Şeyh Vefâ, 1 kaside Şeyh Tâceddîn için yazılmıştır. 3 şiirin ise kime sunulduğu bilinmemektedir.
Garib-nâme, Âşık Paşa'nın 1330 yılında kaleme aldığı ve mesnevî tarzında yazdığı muhteşem bir eserdir.
Türk edebiyatında mesnevi nazım şekliyle yazılmış ilk müstakil eser Yusuf Has Hacib'in Kutadgu Bilig isimli eseri olmakla birlikte mesnevinin tür ve şekil özelliklerine benzer örneklerin eski Türk şiiri kaynaklı olduğu bilinmektedir.
Hicviyeleri ile ünlüdür. Özel yaşamındaki özgürlüğüne ve sınırsızlığına rağmen kadılık görevlerinde adalete düşkünlüğü ile dikkat çekti. Mesnevi yazmadı. Başarılı kasideleri de olmasına rağmen gazel şairi olarak tanınır.
Garipnâme, Âşık Paşa'nın ünlü ahlakî, felsefî, psikolojik, tasavvufî mesnevîsidir. Tasavvufun yanında Türklerin eski kahramanlık ve Alplik devirlerini terennüm eden sosyal varlıkların tablosunu çizen, Türk dilinin arı, katıksız örneklerini yaşatan ve halkı eğitmek için yazılan bir eserdir.
Dolayısıyla Âşık Çelebi'nin eseri “nâme” olarak nitelemesine, metnin tek nüshasındaki başlıkta yer alan “nâme” kelimesine ve içeriğine dayanarak, eldeki manzumenin Tâcî-zâde Ca'fer Çelebi'nin kaynaklarda sözü edilen eseri olduğu kanaatine varılmıştır (Büyükkarcı Yılmaz 2013: 559-560).
SON YAZILAR
Ermenek'te şelale var mı
Ampute etmek
Dideral kullanmak tehlikeli mi
An mı ân mı
Esmer şekerle normal sekerin farki
1 tbmm ye karşı çıkan ayaklanmalar
Ameliyat yeri akıntısı
5in katları
1968 de ne icat edildi
Evrenin en hızlı şeyi
Eter alkol
Acem borusu hızlı büyür mü
1 pozitif çarpan mıdır
Enerjisa müşteri hizmetleri merkezi
Esophageal adenocarcinoma prognosis
Dacia Duster otomobil mi yoksa kamyonet mi
Deve sidiği hadisi sahih mi
Elektrikli kombi kullanışlı mı
Bahçelievler Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi diş teli takıyor mu
Çamaşır ve kurutma makinesi üst üste koyma
Evrenin genişlediğini ispatlayan bilim insanı
Eren Sayar ne iş yapıyor
Çiçek adasında ne var
Australorp tavuk yumurta verimi
En küçük çift tam sayı
Dana etinin en yumuşak yeri neresi
Falda c harfi
Bahar 31 Aralık'ta var mı
Bilimsel bilgi nesnel mi
Et beni yok etme
3 tekerlekli benzinli motor var mı
Alp ismi konulur mu
Ağrı doğubeyazıt tarihi yerler
Balgam söktürücü kür
En uzun boylu insan
Etik turleri
Evrim geçiren hayvanlar
Boşaltıma yardımcı organlar ve görevleri
Aktif taşıma atp harcar mı
Ayt 2 oturum matematik konuları