*Muhakemetü'l-Lügateyn isimli eserinde Türkçe'yle Farsça'yı karşılaştırarak Türkçe'nin daha üstün bir dil olduğunu söyler. *Muhakemetü'l-Lügateyn'in yazarı Ali Şir Nevai, aynı zamanda Türkçenin en büyük şairlerinden kabul edilir.
Ali Şîr Nevâyî, Türkçe yazdığı şiirlerinde “Nevâyî”, Farsça yazdığı şiirlerinde ise “Fânî” mahlaslarını kullanmıştır. Beş mesnevisinden meydana gelen Hamsesi ile Nevâî, Türk edebiyatının ilk hamse yazan şairi olarak bilinmektedir. Eserlerini Çağatay lehçesiyle yazmıştır.
Ali Şîr Nevâî'nin dördü Türkçe, biri de Farsça olmak üzere beş ayrı divanı vardır.
Ali Şir Nevâyî'nin çeşitli zamanlarda Hüseyin Baykara'ya, şehzadelere, yakınlarına ve dostlarına yazmış olduğu mektuplardan oluşan bir eser. Doğu Türkçesinde münşeat türünün ilk örneği olma özelliğine sahip olan eser 897/1491-1492'den sonra yazılmıştır.
Hamse, bir şâirin beş mesnevisinin bir araya getirilmesiyle oluşturulan yapıttır. Hamse yazarı şâirler hamse şâiri ya da hamsenüvis diye bilinir. Türk edebiyatında 16. yüzyılda gelişmeye başlamıştır. İlk hamseyi Çağatay şâiri Ali Şir Nevai yazmıştır.
Tasavvuf edebiyatı nın önde gelen isimlerinden olan büyük mütefekkir ve mutasavvıf Ali Şîr Nevâî'nin kaleme aldığı Lisanüt Tayr, Ferîdüddin Att âr hazretlerinin Mantı ku't-Tayr'ına bir nazîredir.
Mecalisü'n Nefais, Ali Şîr Nevaî'nin tezkire türündeki eseridir. Türk edebiyatında varlığı bilinen ilk şuara tezkiresidir. Hüseyin Baykara adına Çağatay Türkçesiyle yazılmıştır. Nevai bu eserini Molla Cami'nin Baharistanı ile Devletşah Tezkiresini örnek alarak sekiz bölüm halinde yazmıştır.
Ahmed (Hoca Mes'ûd) tarafından özetlenerek (1073 beyit), Ferheng-nâme-yi Sa'dî, adıyla 1354'te manzum olarak çevrilmiş, daha sonra birçok çeviri ve şerhi yapılmıştır. Niğdeli Hakkı Eroğlu tarafından hece vezniyle ve mesnevi tarzında yapı- lan bir çeviri daha vardır.
Aruz vezninin esaslarını öğretmek üzere yazılmış bir eser. Mîzânu'l-Evzân, kesin tarih bilinmemekle birlikte Agâh Sırrı Levend'e göre 1492'de, Kemal Eraslan'a göre ise 1490 yılında Nevâyî tarafından yazılmıştır. Eser, Doğu Türkçesinde bu alanda yazılan ilk eser olma özelliğini taşır.
Mîzânü'l-hak aklî ilimlerin gerekliliği konusunu işleyen bir mukaddime, yirmi bir mesele (bahs) ve bir hâtimeden oluşmaktadır. Hâtimede Kâtib Çelebi kendi eğitim, öğretim ve telif hayatı hakkında bilgi vermektedir. Mîzânü'l-hakk'ın giriş kısmı Kâtib Çelebi'nin ilim zihniyetini yansıtması bakımından önemlidir.